Esvatini Ülkesi İsmini Neden Değiştirdi?
Esvatini’nin o daracık ama içi dışı tarih kokan sokaklarında gezerken, “Nereden çıktı bu isim?” diye sormadan edemiyor insan haliyle. Aslında bu değişim hikayesi, bir sabah uyanıp da “Hadi bugün canımız sıkıldı, farklı bir isim seçelim” denilerek yazılmadı hiçbir zaman; mesele tamamen bir özüne dönme, üzerindeki o eski sömürge tozunu bir çırpıda silkeleyip atma davasıydı. Bizim buralarda hani bir söz vardır ya “aslına rücu etmek” diye, işte tam olarak bu yaşandı o topraklarda.
2018 yılına kadar biz bu güzel toprakları, haritaların o tozlu köşelerinde hep “Svaziland” olarak biliyorduk; hani o dilimize pelesenk olan, Batı ağzıyla söylenmiş eski adıyla. Ancak Kral III. Mswati, ülkenin bağımsızlığının 50. yıl dönümünde, adeta bir devrim gibi “Artık yeter, biz kendi evimizde kendi ismimize dönüyoruz” diyerek krallığın yeni adını **eSwatini** olarak dünyaya ilan etti. Bu isim, yerel dilde “Svazilerin yurdu” anlamına geliyor ki, bu da bir milletin kendi toprağına vurduğu en büyük mühürdür aslında.
Bazı kaynaklarda geçmişinden sıyrılmak, uzaklaşmak istedikleri için ismini değiştirdiği söylenmektedir.
Siz de takdir edersiniz ki, bir ülkenin ismi sadece yol tabelalarından veya pasaport kapaklarından ibaret bir ayrıntı değildir; o ismin altında yatan kocaman bir haysiyet ve varoluş meselesi var. “Svaziland” ismi, İngiliz sömürge döneminden kalma, İngilizce ve yerel dilin tuhaf bir karışımı gibi duruyordu o coğrafyanın üzerinde. Krallık, bu değişiklikle beraber o sömürgeci mirasın son kırıntılarını da kapının önüne koymuş oldu bir nevi. Bizim “kendi evimizde kendi adımızla analım” dememiz gibi, onlar da o kadim Afrika kimliğini resmiyete döküp dünyaya duyurdu.
Bir de işin içinde, hani derler ya “karışıklığa mahal vermeyelim” diye, oldukça pratik ve biraz da gülümseten bir sebep daha vardı masada. Uluslararası arenada Svaziland (Swaziland) ismi, telaffuz ve yazım benzerliği yüzünden sürekli İsviçre (Switzerland) ile karıştırılıp duruyordu. Düşünsenize, bir devlet başkanı olarak resmi bir yazışma yapıyorsunuz, önemli bir evrak gönderiyorsunuz ama mektubunuz yanlışlıkla karlı Alpler’e, saatlerin ve çikolataların diyarına gidiyor! Bu isim değişikliği, o yıllardır süregelen diplomatik karmaşanın da üzerine kalın bir sünger çekmiş oldu.
Anlayacağınız, Esvatini ismine geçiş süreci; sadece bir harf değişikliği veya basit bir kelime oyunu değil, bir milletin “Ben buradayım, kendi kimliğimle, kendi lisanımla ve köklerimle dimdik ayaktayım” diye dünyaya haykırmasıdır. Gidip de o kızıl toprakların sıcak havasını soluyanlar, o köylerdeki samimiyeti görenler çok iyi bilir; tabelalar değişse de, o insanların kalbindeki o derin aidiyet duygusu hep aynı yerli yerinde duruyor.
Meseleye bir Müslüman gözüyle, adaleti ve hakikati merkeze alarak baktığımızda; bir toplumun kendi kimliğini savunması, sömürgeci dillerin boyunduruğundan kurtulup fıtratına dönmesi saygı duyulacak bir duruştur. İsimler, insanların ve toplumların aynasıdır derler; Esvatini de o aynayı temizleyip kendi gerçek yüzünü görmeyi seçti. Rakamlara ve istatistiklere boğulmuş o kuru tarih anlatılarının aksine, bu değişim halkın damarlarında dolaşan o asil kanın, o kadim kültürün kağıda dökülmüş halidir.
Bu değişim sürecinde harcanan paralar veya yenilenen mühürler kimilerine fuzuli bir masraf gibi görünebilir ama bir milletin onuru, o kağıt parçalarından çok daha kıymetlidir. Bugün Esvatini dediğimizde, artık o eski sömürge gölgesi altında kalmış bir yer değil, kendi adıyla müsemma, bağımsız bir ruh canlanıyor gözümüzde. Dağların doruklarından vadilere süzülen rüzgar bile artık o eski yabancı ismi değil, halkın kendi dilindeki o tınıyı fısıldıyor vadilere.
Bu isim değişikliği, Afrika’nın uyanışının küçük ama çok anlamlı bir parçası olarak tarihe geçti. Kendi kültürünü, inancını ve dilini her şeyin üstünde tutan bu küçük krallık, dünyaya şu mesajı verdi: “Bizi başkalarının koyduğu isimlerle değil, kendi seçtiğimiz kimlikle tanıyın.” olmuştur.